Ana Sayfa Şirketlerden Hikayeler Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş: Güven, Anlam ve Sorumluluk Üzerine Kurulan Kültür

10.03.2026
Tkyb

Great Place To Work-Certified™ unvanına sahip Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş’de organizasyon kültürü; güven, anlam ve sorumluluk değerleri üzerine inşa edilmektedir.

Yürütülen her işin ülke ekonomisine ve sürdürülebilir dönüşüme katkı sağladığı bilinci, çalışanlarda güçlü bir anlam ve sahiplenme duygusu yaratır. Güven; açık iletişim, erişilebilir liderlik ve geri bildirimin doğal karşılandığı bir ortamla desteklenirken, sorumluluk kültürü yetki, inisiyatif ve sonuç sahiplenme üzerine kuruludur.

Bu yapı; insanı merkeze alan, öğrenmeyi destekleyen ve birlikte olma kültürünü güçlendiren bütüncül bir organizasyon deneyimi sunar.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş İK, Strateji ve Finans Genel Müdür Yardımcısı Yasin Külahçı ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, bu kültürün temellerini ve çalışan deneyimine yansımalarını ele alıyoruz.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın güven odaklı organizasyon kültürünü birlikte keşfedelim!

Çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık ve aidiyet başlıklarında nasıl bir çalışan deneyim sunuyorsunuz ve bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?

Çeşitlilik ve kapsayıcılığı bir politika başlığı olarak değil, çalışma biçimimizin doğal bir parçası olarak ele alıyoruz. Bizim için önemli olan herkesin kendini ifade edebildiği, fikrinin duyulduğunu bildiği ve katkısının değer gördüğü bir ortam yaratmak. Farklı bakış açılarını karar süreçlerini zenginleştiren bir güç olarak görüyoruz.

Aidiyet duygusunu güçlendirmek adına yalnızca söylem üretmiyor, günlük hayatta temas alanları oluşturuyoruz. Organizasyon içi mobil uygulamamız üzerinden çalışma arkadaşlarımız birbirlerine teşekkür edebiliyor, başarılarını görünür kılabiliyor ve doğum günü ya da kıdem yıl dönümlerini birlikte kutlayabiliyor. Bu basit ama sürekliliği olan uygulamalar, birbirimizi fark ettiğimiz ve değer verdiğimizi hissettirdiğimiz güçlü bir bağ oluşturuyor.

Özellikle hassas durumlarda devreye aldığımız esnek uygulamalar, uzaktan çalışma imkanları ve destek mekanizmalarıyla, çalışanlarımızın yaşam döngüsünü gözetiyoruz. Bizce kapsayıcılık; herkesin aynı olması değil, herkesin kendisi olarak yer bulabilmesidir.  

Organizasyonunuzu çalışmak için harika bir iş yeri yapan temel yaklaşımlarınız nelerdir? Hangi uygulamalar ve politikalar ile fark yarattığınızı düşünüyorsunuz?

Öncelikle anlam duygusunu merkeze alıyoruz. Bir kalkınma bankası olarak her işimizin ülke ekonomisine katkı sağladığını bilmek, çalışma arkadaşlarımıza doğal bir sahiplenme kazandırıyor.

Hibrit çalışma modelimizi kurumsal bir çerçeveye oturttuk; esneklik ile disiplini dengeli bir sistem içinde yönetiyoruz. Ramazan döneminde mesai saatlerini dönemin hassasiyetlerine göre uyarlıyor, ihtiyaç halinde hassasiyet odaklı uygulamaları devreye alarak sürdürülebilir bir tempo sağlıyoruz.

Yeni katılan çalışma arkadaşlarımızın önceki iş deneyimlerini yıllık izin hak edişlerinde dikkate alıyor; kariyer yolculuğunu bütüncül ele alan ve geçmiş emeği kurumsal değer olarak kabul eden bir yaklaşım benimsiyoruz.

Wellbeing uygulamalarımız kapsamında psikolojik danışmanlık sunuyor, spor üyeliği paketleriyle aktif yaşamı teşvik ediyoruz. Özel sağlık sigortamız aileleri de kapsıyor; güven çemberini yalnızca çalışanla sınırlamıyoruz.

Sosyal kulüplerimiz ve özel günleri birlikte kutlama kültürümüz bu yapıyı tamamlıyor. Spor, kültür, sanat ve gönüllülük odaklı kulüpler sayesinde çalışma arkadaşlarımız iş dışında da bir araya geliyor.

Bizim için harika bir iş yeri olmak; büyük iddialardan çok tutarlı uygulamalarla mümkün. Anlam üreten bir iş, güven veren bir sistem ve insanı merkeze alan bir yaklaşım. Farkı bu dengede görüyoruz.

Organizasyonunuzu çalışmak için harika bir iş yeri yapan temel yaklaşımlarınız nelerdir? Hangi uygulamalar ve politikalar ile fark yarattığınızı düşünüyorsunuz?

Güven, bir kurum kültürünün en kritik sermayesidir. Biz güveni; ulaşılabilir olmak, tutarlı davranmak ve söylenenle yapılan arasındaki uyumu korumak olarak tanımlıyoruz.

Yeni başlayanların oryantasyonunu stratejik bir başlangıç olarak görüyor, İnsan Kaynakları’ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak ben ve İK ekibimiz, kendileriyle yüz yüze bir araya geliyoruz. Bu buluşmaları kültür aktarımının ilk adımı olarak konumlandırıyor; daha ilk günden yönetime erişebildiklerini hissetmelerini önemsiyoruz. Güven ilişkisi burada başlıyor.

Ekiplerin bağlı oldukları genel müdür yardımcılarıyla aynı katı paylaşması ve açık ofis uygulaması, fiziksel mesafenin kültürel mesafeye dönüşmemesini sağlıyor.

Çalışanlarımızın dilek ve geri bildirimlerini iletebildiği farklı kanallarımız aktif şekilde çalışıyor. Bu kanallar yalnızca dinleme aracı değil; aksiyon mekanizmasıdır. İletilen her konu değerlendirilir ve geri dönüş sağlanır.

Kurumsal birlikteliği güçlendiren temas alanlarına özel önem veriyoruz. Kuruluş yıl dönümümüzü Genel Müdürümüz ve üst yönetimimizle birlikte kutluyor; etkinlik ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızı da mümkün olduğunca aynı katılımla gerçekleştiriyoruz. Yıllık vizyon toplantılarında Yönetim Kurulumuz ve tüm Banka bir araya geliyor, hedeflerin doğrudan paylaşılması şeffaflığı pekiştiriyor.

Etik konularda net ve bağımsız işleyen bildirim mekanizmalarımız bulunuyor. Çalışanlarımızın herhangi bir konuyu tereddüt yaşamadan iletebilmesi bizim için kritik.

Liderlik tarafında ise güveni destekleyen sistematik gelişim programları yürütüyoruz. İletişim, geri bildirim, empatik liderlik ve çatışma yönetimi gibi başlıklarda yöneticilerimizi destekliyoruz.

Biz güveni; ulaşılabilir olmak, tutarlı davranmak ve söylenenle yapılan arasındaki uyumu korumak olarak tanımlıyoruz. Kurum kültürümüzü bu anlayış üzerine inşa ediyor, her uygulamamızda bu yaklaşımı görünür kılıyoruz.

Organizasyonunuzdaki çalışan potansiyelini yükseltmek ve çalışanlarınızın gelişimlerini desteklemek için neler yapıyorsunuz?

Çalışan gelişimini kurumsal sürdürülebilirliğin temel unsuru olarak görüyoruz. Öğrenmeyi belirli bir gruba değil, Banka geneline yayılan sistematik bir yapı içinde ele alıyor; her çalışma arkadaşımızın bulunduğu rolde derinleşmesini ve bir üst sorumluluğa hazırlanmasını destekliyoruz.

Erken kariyer tarafında Uzman Yardımcısı (MT) programımızla genç yeteneklere yapılandırılmış bir başlangıç sunuyor; teknik finans, kurum kültürü, teknoloji ve kişisel gelişim başlıklarıyla güçlü bir temel oluşturuyoruz. Uzman kadrolar için birim bazlı ihtiyaç analizlerine dayalı teknik eğitimler planlıyor; dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve finansal uzmanlık alanlarında güncelliği önceliklendiriyoruz.

Yönetsel seviyede müdür ve direktörlerimize yönelik liderlik gelişim programları yürütüyor; stratejik düşünme, ekip yönetimi, geri bildirim ve değişim liderliği başlıklarında tutarlı bir çerçeve sunuyoruz. Bireysel talepler doğrultusunda Udemy ve Coursera erişimi ile İngilizce desteği sağlıyor; Micro MBA programı ile çalışan projelerini somut iş çıktısına dönüştürüyoruz.

Uzmanlığı derinleştirmek amacıyla CISA, SPL, SMMM, CFA, PMP ve sürdürülebilirlik sertifikasyonlarını destekliyor; eğitim ve sınav süreçlerini karşılıyoruz. Yüksek lisans ve doktora için üniversitelerle indirim anlaşmaları sunuyor, dijital platformlarla sürekli öğrenmeyi erişilebilir kılıyoruz.

İç eğitmen uygulamamızla bilgi paylaşımını teşvik ediyor; gönüllülük esaslı ilkyardım ve AFAD eğitimleriyle gelişimin sosyal boyutunu da güçlendiriyoruz. 2025 yılında toplam 21.974 saat eğitim gerçekleştirdik. Bu veri, öğrenme kültürümüzün sistematik biçimde benimsendiğinin somut göstergesidir.

Gelişimi yalnızca bugünün ihtiyacı değil, geleceğin yetkinliklerine hazırlık olarak görüyor; sürdürülebilir etkinin ancak öğrenen ve bilgisini paylaşan bir organizasyonla mümkün olduğuna inanıyoruz.

Çalışan deneyiminizi ölçümleme ve aksiyon oluşturma konusunda Trust Index™ anket verilerinden nasıl faydalandınız?

Trust Index™ bizim için yalnızca bir memnuniyet ölçümü değil; kurumsal pusulamızdır. Bu süreci bir sonuç değerlendirmesi olarak değil, kültürümüzü bilinçli şekilde yönetmemizi sağlayan güçlü bir içgörü kaynağı olarak görüyoruz.

Anket sonuçlarını yalnızca genel skorlar üzerinden okumuyor; kırılımlı analizler yapıyoruz. Sayısal verilerin yanında açık uçlu yorumları, tematik geri bildirimleri, organizasyon içindeki gözlemlerimizi birlikte değerlendiriyoruz. Veriyi tek başına bir tablo olarak değil, kurumun nabzını gösteren bir gösterge olarak ele alıyoruz.

Elde edilen bulgular üst yönetim seviyesinde değerlendiriyor ve somut aksiyon planlarına dönüştürüyoruz. Sorumlulukları netleştiriyor ve ilerlemeleri düzenli olarak takip ediyoruz. Çalışanlarımızın geri bildirimlerinin karşılık bulduğunu görmesi bizim için en önemli çıktıdır.

Great Place To Work® Certified unvanı ve elde ettiğimiz güven endeksi skoru elbette gurur verici. Ancak bizim için asıl değerli olan; çalışanlarımızın sesinin duyulduğunu hissetmesi ve bu geri bildirimlerin kurumsal gelişimin doğal bir parçası haline gelmesidir.

Biz kültürü yalnızca hislerle değil; içgörüyle, gözlemle, sürekli öğrenme anlayışıyla yönetiyoruz. Güçlü yönlerini bilen, gelişim alanlarını sahiplenen ve geri bildirimi ilerlemenin aracı olarak gören bir organizasyon olarak, sürdürülebilir başarıyı ve geleceği kültürümüzün gücüyle inşa ediyoruz.